Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Tarihsel birikimimiz ve coğrafi konumumuz sayesinde dünyanın tüm bölgelerinin sesini işitebilme ve anlayabilme yeteneğine sahibiz. Hem Batı’yı hem Doğu’yu kavrayabiliyor, farklı endişeleri ve kaygıları görebiliyoruz. Bu, tüm insanlık için değerli bir kazanımdır.
Bu başarıların temelinde sadece iyi niyet değil, inşa edilmiş bir güven ve tutarlı iletişim yatmaktadır. Türkiye, söylemiyle eylemini birleştiren, kapılarını tamamen kapatmayan ve barışı bir sorumluluk olarak benimseyen bir ülke kimliğiyle ön plandadır.

“Dünya 5’ten Büyüktür” Çağrısının Anlamı

Cumhurbaşkanımızın “Dünya 5’ten büyüktür” çağrısı, bu zeminde çok daha anlamlıdır. Dünya, kaos, çatışma ve savaşı arayanlardan büyüktür. İnsanlık barışa ihtiyaç duyuyor ve bu barışın temeli adalettir. Daha adil bir dünyada barış mümkündür. Biz buna inanıyor ve tüm gücümüzle çaba göstermeye devam ediyoruz.

Uluslararası Düzenin Yeni Arayışı

2014’te Birleşmiş Milletler kürsüsünden yapılan bu çağrı, sadece uluslararası kurumların reformuyla ilgili değildir. BM’nin demokratikleşmesiyle birlikte daha adil bir küresel ekonomik, siyasi ve sosyal düzen arayışının da ifadesidir. Mevcut uluslararası sistemin sınırlarını ortaya koymak ve daha kapsayıcı, adil bir düzen talebini küresel gündemin kalıcı maddesi haline getirmek, Türkiye’nin dış politikası ve stratejik iletişiminin temel dayanağıdır.

Güç ve Haklının Buluşması

Güçlüyüm diye her istediğini yapabilme anlayışına karşı Türkiye olarak biz farklı duruyoruz: Hem haklı olacağız hem güçlü. Bugünün dünyasında başkalarının merhametine güvenmek lüksümüz yok. Güçlü ve caydırıcı olmak zorundayız ve bunu sağlıyoruz. Aynı zamanda haklı olmak zorundayız. Meşru şekilde gücümüzü kullanmak durumundayız.

Adaletli Bir Dünyaya Doğru

Türkiye olarak günümüzün konjonktürünü gerçekçi biçimde görüyor ve değerlendiriyoruz. Orta ve uzun vadede ise daha adaletli bir dünya arayışının öncülüğünü üstlenmeye devam edeceğiz. Yürekten inanıyorum ki, güç siyaseti anlayışı sürdürülebilir değil; insanlık ve insanlık ittifakı bunu kabul etmez. Bir dip dalgayla bu ortamdaki şartların değiştiğini ve farklılıkların ortaya çıktığını hep birlikte göreceğiz. Türkiye, medeniyet birikimi ve değerlerle bu sürece liderlik edecek ülkeler arasında olacaktır.

Stratejik İletişimin Önemi

Değerli katılımcılar, içinde bulunduğumuz hassas dönemde stratejik iletişim artık şans unsuru olmaktan çıkarak yönetimin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. İletişim, güven inşa etmek, belirsizliği yönetmek ve toplumsal dayanıklılığı güçlendirmek gibi kritik işlevler üstlenmektedir. Bu bağlamda, kriz anlarında değil, kriz öncesinde riskleri gören ve yöneten proaktif yaklaşımlar geliştirmek esastır.

Krizler ortaya çıkmadan önce çıkabilecek riskleri tespit etmek ve bunları yönetmek iletişim alanında en önemli unsurlardandır. Gerçeğin ve algının sınırlarının giderek belirsizleştiği, yapay zekanın hayatın her alanını köklü biçimde dönüştürdüğü bu çağda, kamu diplomasisi artık tek yönlü bir aktarım aracı olmaktan çıkarak çok aktörlü ve etkileşimli bir sürece dönüşmektedir.”